SON KUŞLAR
Sait Faik okumalıydım. Eğer öykü yazmak istiyorsam, ilkleri, en iyileri okumalı; bir üslup, bir yöntem kapmalı; hikâye nedir anlamalıydım. Fakat sorun şu ki hikâye yazma serüvenim yerinde sayıyordu. Bir şekilde yazdığım bir kaçı ise taslak halinde kalıyordu... Neyse... :( Kitabın 3/4'ü balıkçılarla, balıklarla, denizle, kayıkla falan ilgiliydi. Hatta bu ögeler öyle profesyonel yansıtılmış ki, ben okurken acaba Sait Faik balıkçı mıdır? Diye düşündüm. Ama Google’dan yaptığım, kısa süreli araştırmalarım sayesinde edindiğim bilgilere göre( :D ), balıkçı değildi. Fakat balık tutmaya karşı ilgisi vardı. Bir arkadaşının sandalı ile arada açılırdı… İşte böyle… Yazar bazı kısımlarda kendini okurla buluşturmuş. Kurgu tartışması yaparcasına yahut muhabbet edercesine yazmış. İşte bu kısımları çok sevdim. Zaten öykülerin bu tarz kısımlarını hep çok severim. Yaşasın, öyküde okur ile yazarı bir araya getirme sanatı.(Bu yöntemin adını ya da ad...