SON KUŞLAR


  Sait Faik okumalıydım. Eğer öykü yazmak istiyorsam, ilkleri, en iyileri okumalı; bir üslup, bir yöntem kapmalı; hikâye nedir anlamalıydım. Fakat sorun şu ki hikâye yazma serüvenim yerinde sayıyordu. Bir şekilde yazdığım bir kaçı ise taslak halinde kalıyordu... Neyse... :(

  Kitabın 3/4'ü balıkçılarla, balıklarla, denizle, kayıkla falan ilgiliydi. Hatta bu ögeler öyle profesyonel yansıtılmış ki, ben okurken acaba Sait Faik balıkçı mıdır? Diye düşündüm. Ama Google’dan yaptığım, kısa süreli araştırmalarım sayesinde edindiğim bilgilere göre(:D), balıkçı değildi. Fakat balık tutmaya karşı ilgisi vardı. Bir arkadaşının sandalı ile arada açılırdı… İşte böyle…

  Yazar bazı kısımlarda kendini okurla buluşturmuş. Kurgu tartışması yaparcasına yahut muhabbet edercesine yazmış. İşte bu kısımları çok sevdim. Zaten öykülerin bu tarz kısımlarını hep çok severim. Yaşasın, öyküde okur ile yazarı bir araya getirme sanatı.(Bu yöntemin adını ya da adının olup olmadığını, bilmiyorum. Bu adı ben koydum. :D) Mesela:

  Kırlangıç yuvasına kadın sığar mı demeyin. İnsan aklına sığan şeyleri bir yol hayal buyurun. Kırlangıç yuva sına bir kadın sokmuşuz, saçlarını, ıslak, saman rengi saçlarını tarar dururmuş. Ne zararı var size? Varsın, birde öylesi bulunsun, hiç değilse bir Abasıyanık’ın yazısında.”
  Kırlangıç Yuvasındaki Kadın / sayfa:14

  Birde bazı öyküler, içlerinde yazar, şair, öykücü karakterler bulundururlar. Veya yazmakla, yazarlıkla ilgili ufak tüyolar verirler ya. İşte bu kitapta da bu noktalar beni etkileyen kısımlardan oldu. Bir alıntı ile örneklersek:
  “Ben bir yazıcıydım. Yazı yazmak canım istemiyordu. Yazı yazmak için bana çiçek, kuş hürriyeti değil, içimdeki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin hürriyeti lazım. Küçücük hürriyetler değil, alabildiğine yüz verilmiş bir çocuk hürriyeti istiyordum.”
  Balıkçısını Bulan Olta / sayfa:56

  Kitapta en beğendiğim dört hikâyeye gelirsek; Ağıt, Dondurmacının Çırağı, Gün Ola Harman Ola, Radyo Aktiviteli röportajlı hikâye. Bana komik ve farklı geldiğinden, Ağıt öyküsü ilk sıradadır. Kitabı almazsanız bile bu öyküye bir göz atın isterim.


  Kitabın son sayfalarında, Bedri Rahmi Eyyüpoğlunun Sait Faik Abasıyanık ile olan hatıralarını yazdığı bir bölüm vardı. Hatıralar ilginç, ilginç olduğu kadar da hoştu. Yüzümde minik bir tebessümle okuduğum sayfalardan oldu.

  Son olarak, kitabı bana hediye eden Sayın -A ‘ya şükranlarımı sunarım. :)
  Sayın -A daima bana hediye kitap alabilirisin, memnuniyetle okurum yani, bilgin olsun... :D

  Selametle...
  -M

  ALINTILAR:

•Hiç içinize taş gibi, ağır su gibi bir sevgi oturdu mu? Oturmamışsa Allah aşkına vazgeçin şu yazımı okumaktan.
  Gün Ola Harman Ola / sayfa:43

Yazmasam deli olacaktım.
   Haritada bir nokta / sayfa:73

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMGE,GERÇEKLİK VE KÜLTÜR

SARNIÇ