İMGE,GERÇEKLİK VE KÜLTÜR


Yazarı:Cemal Şakar
Yayınevi:İz
Sayfa sayısı:150
Türü:Eleştiri



Eleştiri sevenler burada mı?Hemde kalemi kuvvetli,konusu hiddetli bir eleştiri.Hiç sevilmez mi<3

Yazar gündemimizdeki sorunları ele almış ve bunu akıcı bir dille yapınca daha da bir güzelleşmiş yazı.Ayrıca okurken bolca bilmediğiniz kelimelere rastlayabilirsiniz.Bu kelimeleri not alıp anlamlarına bakarak okursak hem kelime haznemiz gelişir hem de kitap daha anlaşılır hale gelir.
Benim en sevdiğim bölüm "Mahremin şeffaflaştırılması" oldu.Bakalım sizlerin en sevdiği hangi bölüm olacak?^^

Alıntıları ekleyeyim ve arada yorumumu katarak devam edeyim.


●Çünkü insan sürekli olarak gördüklerini biçimlendirirken;kendini de biçimlendirdiği dünyanın içinde yoğurur.Her zaman gördüklerinin,biçimlendirdiklerinin tam içinde,ortasındadır.Ondan asla kopamaz;daha da önemlisi ondan bağımsız düşünemez,akledemez."Onların hali,ateş yakan öyle kimselere benzer ki (o ateş) çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah,(çevreleri) göremesinler diye onların ışığını alıp zifiri karanlığa gömer."(Bakara\17)
~Sayfa 15


●Ona görsel bir şölen bir karnaval sunarak;muhtemel kimi soruları,kimi belirsizlikleri unutturur.İnsanın gerçekliği anlayabilmek,anlamlandırabilmek için ihtiyaç duyduğu hakikat bilgisini,kurduğu sanal dünyanın dışında bırakır.
~Sayfa 19

Uyum sağlamaya fazla meyilliyiz sanki.Girdiğimiz ortamlarda çoğunluğun yaptığı "yanlış" olsa da kabul edilmek zorunda gibi entegre ediliyor ve bu bize hissettirilmeden yapılıyor.Örneğin yırtık pantolon modası...Önceden yırtık pantolon giyenlere acıyarak bakılırdı.Şimdi "Ne kadar cool" deniyor.İyi bir şey olduğu bize aşılanıyor ve aslında aşılatanlar da bizleriz.Çoğu meselede gözümüz kapalı takip ediyoruz batıyı.E batı da yana yakıla bizim özümüzü,kültürümüzü bozacak yer arayınca tencere kağak misali uyuşuyoruz.


●Dünyevileşmiş insan geldiği mekan ve makam bakımından sevgilisinden,özyurdundan kopmuştur;bu yüzden ayrılık acısına aşk ile katlanmak zorundadır.Ayrılık sadece sevgiliden kopmayı değil;özyurdundan da ayrılmayı içerdiği için insan,dünyada gariptir,mahzundur hatta yetimdir.
~Sayfa 27


Yaz gelir,kışı özleriz.Kış gelir,yazı özleriz.İşimiz olmaz,boş durmaktan sıkılırız.Yığınla işimiz olur,boş durmaya hasret yanarız.Sofraya oturur iştahla bir tencere yemek yeriz sonrasında çok yemekten hayıflanırız.Yazarın da dediği gibi "İnsan dünyada gariptir."


●Ömer Lekesiz Ferit Edgü'nün,Dönüş öyküsünü çözümlerken,bunaltının suni olduğunu tespit eder:"Demek ki,tüm bunlar onun mizacının doğal bir yansıması değil,bir tür suni bunaltı talebinin,bir tür problem üretme niyetinin bir sonucu." Fethi Naci biraz daha ileri giderek o dönem ediplerinin bunlalmlarıyla dalga geçer:"Birtakım gençlerimiz var bunlarda biraz özenti,biraz ithal malı durumunda bir bunalma görüyoruz.Bunalmaları toplumla olan gerçek bir çatışmanın sonucu değil.Bir çeşit aydın süsü."der.
Ve iddiasını biraz daha ileriye götürerek bu gençlerde gönlünce yaşayamamanın bir huysuzluk olduğunu söyler."Analarından babalarından aldıkları harçlıklarla meyhanelerde içerler,sonra da analarından babalarından dert yanarlar."
~Sayfa 37

Bu en sevdiğim alıntı oldu.Bayılıyorum böyle atışmalara:D



●Kalp temizliğinin meşru tek ölçüt olarak kaldığı  vasatta,bütün bu gelişmeler mahremin yıkılmasıyla,şeffaflaştırılmasıyla sonuçlanmıştır.Her şeyin,herkesin gözü önünde olup bitmesiyle bir 'gözetim toplumu' oluştuğu;insanın her eğiliminin 'sistem'lerce malum olması bir yana,artık kimsenin kimseden gizlisi saklısı kalmamıştır.
~Sayfa 62


●Vurgulamakta fayda var:bütün bunlar bir özgürleşme vaadiyle birlikte var oldular.
~Sayfa 63

'Özgürlük' adı altında adeta edepsizliğe yol açtığımız bir dünya kurduk kendimize.Bir sonraki alıntı iyice açıklığa kavuşturacak bu konuyu.⤵


●Özgürlüğü her kapıyı açacak bir maymuncuğa dönüşteren şey elbette modernliğin ona yüklediği anlamla ilgilidir.Modernlik,dünyayı insanlar için bir cennet olarak tasavvur ederken;özgürlüğü de 'şey'leri insan fıtratına uygun olarak düzenleme;hatta var olan eşya düzenini yıkıp yeniden daha fıtri bir biçimde düzenleme olarak gördü.Bir anlamda yıkıp yeniden düzenleme ameliyesini özgürlük olarak tanımladı.Zira insanın kendisini gerçekleştirebilmesinin tek yolu dünyayı kökten değiştirmekten geçmekteydi.Batının Faustyen edebiyat geleneği bu bakımdan tipik bir örnektir.
~Sayfa 121


Kitapta o kadar çok önemli görüp altını çizdiğim yer oldu ki,buraya yazdıklarım altını çizdiklerimin yarısı desem yeridir.Sıkmamak ve okumak isteyenlere okuyacak sayfa bırakmak için hepsini aktarmadım:)

Selametle.
-A







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SON KUŞLAR

SARNIÇ