Kayıtlar

SON KUŞLAR

Resim
   Sait Faik okumalıydım. Eğer öykü yazmak istiyorsam, ilkleri, en iyileri okumalı; bir üslup, bir yöntem kapmalı; hikâye nedir anlamalıydım. Fakat sorun şu ki hikâye yazma serüvenim yerinde sayıyordu. Bir şekilde yazdığım bir kaçı ise taslak halinde kalıyordu... Neyse...  :(    Kitabın 3/4'ü balıkçılarla, balıklarla, denizle, kayıkla falan ilgiliydi. Hatta bu ögeler öyle profesyonel yansıtılmış ki, ben okurken acaba Sait Faik balıkçı mıdır? Diye düşündüm. Ama Google’dan yaptığım, kısa süreli araştırmalarım sayesinde edindiğim bilgilere göre( :D ), balıkçı değildi. Fakat balık tutmaya karşı ilgisi vardı. Bir arkadaşının sandalı ile arada açılırdı… İşte böyle…     Yazar bazı kısımlarda kendini okurla buluşturmuş. Kurgu tartışması yaparcasına yahut muhabbet edercesine yazmış. İşte bu kısımları çok sevdim. Zaten öykülerin bu tarz kısımlarını hep çok severim. Yaşasın, öyküde okur ile yazarı bir araya getirme sanatı.(Bu yöntemin adını ya da ad...

VİCDAN SIZLAR

Resim
  Öncelikle neden kitap kapağında ki özel isimler ,küçük harflerle yazıldı.? :D Haklısınız, farklı olmuş. Tıpkı kitabın başlığı ve yazarın kalemi gibi; farklı.    Güray Süngüyü yazabilmek için Güray Süngü gibi düşünebilmek, en azından kendine bir Güray Süngü ortamı oluşturabilmek gerekiyor.  Ama yok ben şuan bu ikisinden de münezzehim :D   Belki biri size bu tarz öyküler yazıp getirse ne bu öykü mü , günlük mü, uydurukça cümleler kurmuşsun, konuların gereksiz derecede kurgusal, falan dersiniz.   Öyle de değil hani. Uydurukça gibi hissetiriyor. Fakat yazar bu ilginç yönünü öyle güzel yansıtmış ki, yazının seviyesini düşürmenin aksine yükseltiyor. Vay dedirttiriyor. tebessüm ettiriyor. Bu nasıl bir kelime oyunu,diye düşündürüyor. Süngünün kaleminde...   Ben normal okumalarımda kitabın yalnız altını çizer,çok gerekli görürsem yanına ufacık notlar alırım. Fakat bu kitap başka bir âlem. Hâl böyle olunca, işaretlemelerimin yanına bir kah...

UYUMSUZLAR

Resim
Siz de uyumsuzlardan mısınız?Ben öyleyim mesela.İnsana,ortama,duygulara,düzene ve daha bir çok şeye...Belkide onlar bana uyamıyorlardır ben onlara değil?Neyse konumuz bu değil,kitaba dönelim. Kitap;mekansızlık,uyumsuzluk,hiçlik,tezatlık gibi kavramlarla dolu.Ağır,anlaşılmaz bir kalemi var yazarın fakat kitap ilerledikçe alışıyorsunuz.Bolca betimleme yapıyor ve tezatlık kullanıyor.Adında da olduğu gibi uyumsuzlar işte.Çoğu hikayede de ikili ilişkilerdeki uyumsuzluk.Yani hikayelerin konusu çok sıradışı,ilginç değil ama yazar kalemiyle bambaşka bir iklime sokuyor sizi. Tavsiye eder miyim? Değişik bir kitap okumak isteyenlere,evet. Bu alıntı da değişik bir diyaloğa örnek olsun. 《ALINTILAR》  -Balıkgözlerinde ölmüş ve geleceksiz ve geçmişsiz bir dünyanın ölüsü yatardı...Ölü bir dünya hiçbir insanın hiçbir zaman içinde yaşamış olmayı istemediği bir dünyanın resmiydi...Ölü dünya öte dünya demek değildi.Ölü dünya canlılık belirtisiyle canlanmazdı zihninde...O...

SEYİRLİK / DÖRT DUVAR SARAYBOSNA

Resim
     Biz Türkiye'de ki Müslümanların bu kadar rahat yaşadığına bakmayın, nice müslümanlar savaş yüzünden evlerinden dahi çıkamıyorlar.      Yıllarca sürmüş olan Bosna savaşını, Müslümanların katledilişini 24 dk'lık Dört Duvar Saray Bosna filmi harika anlatmış.       İnsanlar; müslümanlar olmasın, yaşamasın, onlar söz hakkı olmasın diye elinden gelen her şeyi yapıyor ve biz Müslümanlar buna sessiz kalıyoruz. Ne kadar acıklı durumumuz değil mi?      Filmde Mirza var (yukarıdaki resimde gördüğünüz adam). Babasıyla birlikte yaşıyor. Babası pazar yerinde olan patlamadan dolayı bacaklarını kaybetmiş (yani felç olmuş)  ve Mirza kız kardeşiyle annesini de patlama da kaybetmiş. Bombalar adeta yağmur gibi atıldığı için evlerini eşyalarını kaybediyorlar. Baba oğul yaşamaya çalışıyorlar işte. Evleri de yok olunca tek odalı sığınacak güvenli bir yer bulmuş Mirza. Mirza babasının her işini yapıyor. Babası engelli olduğu için iki...

GÖĞE ASILI ŞİİR / HİÇ

Resim
                     Bir kuş öter geceden                      Çırpınır ruhumun derinliklerinde                      Kurtarmaya çalışır küçük bir çocuk                      Çırpındıkça batar özgürlüğün mateminde                      Asık yüzlü kuşların kanadında esir                      Anne ağlar çocuğuna                      Ağlar ve gökten yağar yağmur                      Bataklığı temizleyen bir avuç rahmet                      Kuş yağmura yakalanır       ...

GÖĞE ASILI ÖYKÜ / Bir Âmâ'nın Sözü

Resim
     Tak tak tak...  Görmediğim sanılan bakışlar, yanlışlıkla çarptığım insanlar, yürüyemediğim yollar ve yüzüme çarpan o hafif rüzgar...     Gıcırtılı poşetteki ekmek bir elimde, diğerinde ise dilsiz , iradesiz fakat oldukça yürekli, biçarem sopam. Kahkahalar, bağrışmalar, korna sesleri, birbirine karışmış yeşil ışığın belirteci dıt dıtlar…      Ne çok isterdim şuan görmeyi. Kırmızıyı, yeşili, en çok da   maviyi ,semâyı kaplayan o eşsiz renk en sevdiğim renkti. Renkleri anlatmasını istemiştim küçükken annemden, maviden başlamıştı. Huzur doludur, içini ferahlatır, acılarını dinler merhem olur...     O günden beri 38 yaşıma gelmiş, kazık kadar adam olmuştum. Biriyle evlenmiş, onu çok sevmiş, yıldızım demiştim. O nûrumdu benim. Yolum yordamım, saf ve zarifimdi. Yıldızın parlak, beyaz olduğunu bilirdim, beyazınsa çabuk kirlendiğini. Kirlenince tüm güzelliğini yitirdiğini. Bu yüzden hiç kızma...

GAYRİRESMİ HAYATLAR

Resim
İtilmiş,kakılmış,hor görülmüşler,insanların çoğunda olduğu gibi yemekten değilde protein eksikliğinden karnı şişenler de var bu dünyada.Çilelerini sessiz sessiz çekip seslerini duyuramasalar da varlar.Rabbim  onlara karşı sağır düşürmesin,seslerini duyan yüreklerden olmayı nasip etsin bizlere. Kitap da hem hor görenleri hem seslerini duyanları anlatıyor. Kitaptan alıntılarla birlikte yorum yaparak devam edeyim<3 •Ruh,gerekli gıdaları yiyerek terbiye olan bir cevherken;beden,yemeyerek terbiye olan bir arazdı.Ruh aç kalarak,beden yiyerek azardı.Ruhunu doyuran ancak bedenini aç bırakan çocuklar ne kadar da azdı.Bu sebepten çocukların çoğu da azdı.Çocuklarını zapt edemeyen anne-babalar ne yapacaklarını şaşırır hale geldi,geliyor ya da gelecek.Kızıyorlar bazen minik yüreklere,zapt edemeyince.Çocuklar,kendilerine neden kızdığınızı anlamayacak kadar çocuk.Çocuklara kızan anne ve babalar,tefekkür ederek kendilerine kızmalı değiller mi?   ~sayfa 52 Yanlış yeti...